|

"Pravda" yayın yönetmeni
Viktor Kozhemiako'nun mantıkçı, sosyolog ve yazar Aleksandr A. Zinovyev’yle
röportajı.
Yirminci Yüzyılın En
Önemli İnsanı Lenin
Viktor Kozhemiako.
Lenin’in ölümünden bu yana 80 yıl geçti. Eskiden Lenin’le ilgili bütün
yıldönümleri tüm ülkede tek biçimde kutlanırdı: Lenin anılır, dünyanın ilk
sosyalist devletini kurduğu için ona teşekkür edilirdi. Şimdi ise bu devlet
artık yok ve Lenin’e yönelik resmi tavır eskisinin tam tersi. Bu durumu
nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aleksandr Zinovyev. Burada bir Marksist-Leninist olarak değil, bir
bilim adamı, tek amacı ne pahasına olursa olsun gerçeğe ulaşmak olan biri
olarak konuşacağım.
Bu konuda daha önce defalarca belirttiklerimi tekrarlamakla yetiniyorum.
Lenin insanlık tarihinin en önemli insanlarından birisi, XX. Yüzyılın ise en
önemli kişisidir. Bana ne zaman geçen yüzyılın en büyük iki kişiliği kimdi
diye sorsalar, her zaman şu yanıtı veririm: Lenin ve Stalin. XX. Yüzyıl
Lenin ve Stalin’in yüzyılıdır. Gençken anti-stalinist olmama, tutuklanmama
ve Lubianka’da hapse atılmama rağmen, bugün vardığım sonuç kesinlikle budur.
Bir bilim adamı olarak bunu söylüyorsam bu görüşümü destekleyen ciddi
dayanaklara sahip olduğum içindir.
V. Kozhemiako. Aleksandr Aleksandroviç, burada bir soru akla
geliyor, bu soruyu Lenin’in büyük bir insan olduğunu söyleyenler de dahil
olmak üzere pek çok anti-komünist de soruyor: “Lenin’in büyük bir insan olup
olmadığı hangi yüzyıldan baktığınıza göre değişir. Onun bir dahi olduğunu
kabul etsek bile kötü işler yapan bir dahiydi.”
A. Zinovyev. Eğer büyük insanlar olup olmadıkları hangi yüzyıldan
baktığınıza göre değişseydi Lenin ve Stalin için XX. yüzyılın en büyük
insanları demezdim. Herhangi bir eleştirmenin bulabileceği hatalarına rağmen
Lenin’in tarihte oynadığı rolü, bağlamı içerisinde değerlendirecek olursak
bu rolün son derece olumlu olduğuna dair hiçbir şüphemiz kalmaz. Onunla
karşılaştırabileceğimiz başka bir insanın yaşayıp yaşamadığından emin
değilim. XIX. yüzyılda olsa Marks’la karşılaştırılabilirdi. Tarihte
oynadıkları rolleri karşılaştırırsak her ikisinin de eşit derecede büyük
insanlar olduklarını söyleyebiliriz.
XIX. yüzyıl, insanlık tarihinin en önemli düşüncesinin, Marksizmin doğduğu
yüzyıl oldu. Bu düşünce daha XIX. yüzyılda devasa bir rol oynadı, XX.
yüzyılda ise dünyanın evrimini belirleyen en önemli etkenlerden biriydi.
Lenin’in büyük tarihsel başarısı Marksist düşünceyi, XX. yüzyılın başındaki
gelişmeleri de dikkate alarak, bir adım ileri götürmesi; Leninizm adını
verdiğimiz düşünceyi geliştirmesi olmuştur.
Lenin daha sonra, bu doktrine dayanarak devrimci bir partiyi, Bolşevik
Partisini kurmuş, devrimin yolunu açmıştır. Tarihsel koşulların da uygun
olmasıyla devrim başarıya ulaşmıştır. İnsanlık tarihi boyunca tek bir
kişinin eylemleri hiçbir zaman bu denli önem kazanmamıştır. Lenin olmasaydı
Ekim Devrimi olmaz, Sovyetler Birliği kurulamaz, Batı dünyasının
kapitalizmiyle mücadeleye giren bir devlet oluşmazdı. Bu devlet insanlığın
gelişimine büyük etki yapmıştır. Böyle baktığımızda Lenin’in yaşayan en
önemli insan olduğunu görürüz.
V. Kozhemiako. Ama bize bugün şunu soruyorlar: “Toplumu altüst edip
devrim yapmaya gerçekten gerek var mıydı? Sovyetler Birliği yıkıldığına
göre, geçmişe, özel mülkiyetin geçerli olduğu sisteme yeniden döndüğümüze
göre onca yıllık Sovyet egemenliği ne işe yaradı? Devrim yapmak boş bir çaba
mıydı yoksa?”
A. Zinovyev. Bu tür yorum ve sorular tamamen anlamsız. Sadece soran
kişinin entelektüel sefaletini ve Marksizmin, Leninizmin, Komünizmin temsil
ettiği her şeye karşı derin nefretini gösterir. Bu sorular neden saçmadır?
Çünkü Devrim yoktan varolmadı. Yüzyıllar süren bir sürecin mantıksal sonucu
olarak doğdu; Ekim Devrimi insanlığın en iyi temsilcilerince verilen
mücadelenin meyvesiydi.
V. Kozhemiako. Bu düşünceye nasıl ulaştınız?
A. Zinovyev. Bir sosyolog olarak insanlığın evrimini, devrimi ve
devrim sonrası dönemi inceledim. Şundan emin olabilirsiniz: Ekim Devrimi
olmasaydı, Sovyetler Birliği kurulmasaydı, Komünist Hareket tarihte hiçbir
rol oynamasaydı insanlık çürüme yoluna girer, acınası bir hal alırdı.
Komünist devrim ve onun doğurduğu etkiler sayesinde insanlık büyük bir
felaketten, korkunç bir gerilemeden kurtuldu. Bu yüzden de Sovyetler
Birliği’nin, Komünizmin yıkılması insanlık için devasa bir kayıptır. Bu
yıkılıştan sonra evrimsel bir gerileme yaşıyoruz. İnsanlık evrimleşmesinin
bir alt aşamasına düşmüştür.
Bugün Rusya’da olanları analiz edersek, anti-komünist darbeden sonra Sovyet
döneminin tüm büyük başarılarına yönelik bir kovuşturma, bir “pogrom”
başlatıldığını görürüz. Sovyet döneminde yapılan her şeyin boşuna yapıldığı
düşüncesini yaymaya çalışıyorlar. Bununla birlikte Lenin tarafından
başlatılan Sovyet Komünizmi insanlık tarihinde büyük bir iz bırakmıştır.
Devrimimiz Batı dünyası da dahil olmak üzere tüm dünya üzerinde büyük etki
yapmıştır ve her şeye rağmen bu etki sürmektedir. Sovyetler Birliği
olmasaydı, iki sistem arasındaki mücadele olmasaydı Batı’da şahit olduğumuz
pek çok başarı gerçekleşemezdi. Batı dünyasını incelediğimizde bizi nasıl
taklit etmeye çalıştıklarını görürüz; tüm yapılanlar üzerinde yirminci
yüzyıl Komünizminin büyük etkisi vardır.
V. Kozhemiako. Toplumsal plandaki başarılardan mı söz ediyorsunuz?
A. Zinovyev. Toplumsal plandaki ve diğer alanlardaki başarılardan söz
ediyorum. Bilimsel-teknik ilerleme ve daha birçok şeyden.
Sosyolog olarak süratle gerçekleştirilen özelleştirmelerin daha şimdiden
insanlara büyük acılar verdiğini söyleyebilirim. Bu iş sonsuza kadar
gidemez, bu süreç çok uzun süre devam edemez... Bu geçmişe dönme süreci ile
başlayan korkunç durum devam edecek olursa insanlık son bulacaktır.
…Lenin’den, devrimden ve büyük çabalardan söz etmeye gerek yoktu diyenler
için söylüyorum... Evet, sadece devrimi yapmak yetmez, onu korumamız da
gerekirdi. Sonuç ortada. Savaşmadan teslim olduk. Tabii bunda üst düzey
görevlilerin ihanetinin de payı var.
V. Kozhemiako. Anti-Leninist propaganda da dahil olmak üzere
inanılmaz boyutlardaki karşı propagandanın da bunda payı olmalı. Bunlarla
halkı aptallaştırdılar.
A. Zinovyev. Kesinlikle. Halkı aptallaştırmak Komünizm karşıtı
propagandanın bir parçasıdır. Komünizm karşıtlığı Batı düşüncesinin en
önemli öğesidir. Liderlere yönelik aşağılama ve küçük düşürme kampanyası da
anti-komünizmin vazgeçilmez bir öğesidir.
V. Kozhemiako. Önce Stalin’i sonra da Lenin’i aşağılamaya ve küçük
düşürmeye çalıştılar.
A. Zinovyev. İkisine de aynı anda saldırdılar; bazen birine daha çok
birine daha az. Şimdi de bazı sözde belgelere ulaştıklarını söylüyorlar...
Bunları yapanlar aşağılık yaratıklardır. Pislikler, sömürücüler, tarih
öncesinin artıkları...
LENİN VE STALİN’İN YAPTIKLARI DÖNEMLERİNİN KOŞULLARINA UYGUNDU
V. Kozhemiako. Bu temelde Lenin’in kişiliği sorununa gelelim. Onun
suçlayanlarla karşılaştıracak olursanız Lenin’in insani niteliklerini nasıl
tanımlarsınız?
A. Zinovyev. Biliyor musunuz, Esenin şunları söylerken haklıydı: “Büyük
olan uzaktan daha iyi görünür”. Herhangi bir büyük insanı, örneğin
Napolyon’u ele alıp hakkında şunları yazabiliriz: Ülseri vardı, çok yerdi,
kısa boylu ve şişgöbekti. Ama yine de Napolyon Napolyon olarak kalacaktır!
Her şeye rağmen bütün o savaşları kazanıp feodalizme kimsenin vurmadığı
kadar büyük bir darbe vurmuştur.
Birkaç yıl önce bir televizyon programı izlemiştim. Bir beyin cerrahı
şunları söylüyordu: “Lenin’in bir dahi olduğunu söylüyorlar ama biz onun
beynini inceledik hiçbir deha izine rastlamadık.” Bunu söyleyen kişi ya
aptal ya da utanmazın biri. Kant’ın beynini inceleseler kafasının küçük
olduğunu söyleyeceklerdi. Ama o bir dahiydi! Kafası büyük olan bir kişi Down
sendromlu da olabilir. İnsanları fiziksel özelliklerine göre değil
eylemlerine göre değerlendirmek gerekir. Böyle bakarsak Lenin’in, insani
nitelikleri bir yana, bizde hayranlık uyandırdığını görürüz.
V. Kozhemiako. Son zamanlarda devrimin vahşiliğinden çok Lenin’in
patolojik olarak kötü bir insan olduğunu söylemeye başladılar. Bu söylemle
pek çok kişiyi de ikna etmiş görünüyorlar.
A. Zinovyev. Saçmalık. Bu, büyük bir devrimdi. Lenin ve Stalin adlı
canavarlar ellerinde silah canlarının istediklerini öldürürken düşmanları
uslu uslu oturuyordu, öyle mi? Bir savaş vardı. Büyük bir savaş. Beyaz
Ordular ve yabancı işgalciler kimseyi öldürmedi mi? Gençliğimde,
cahilliğimden ben de onları eleştirirdim. Sonra yıllar geçti, olgunlaştım ve
düşünmeye başladım: Anladık Zinovyev, diyelim ki Lenin ve Stalin’in
yaptıklarını onaylamıyorsun. Ama onların yerinde olsan sen ne yapardın? Bu
sorunun ancak tek bir yanıtı olabilirdi: Onlardan farklı davranamazdım.
Canavarlıkmış, baskıymış, bunları geçelim. Tarihsel olarak başka türlü
hareket etmek mümkün değildi. Yapılan her şey koşulların bir dayatmasıydı.
Ayrıca, Stalin ve Lenin’in
az bile yaptıklarını söyleyebilirim. O zamanlar temizlemedikleri adamlar
şimdi ortaya çıktılar. Ortaya attıkları bu saçmalıklar ülkemize zarar
veriyor. Bu kişilerin verdikleri zararla Lenin ve Stalin’in hataları
karşılaştırılamaz bile. Bu kişilerin verdikleri zarar yüzlerce kat daha
fazla.
Rusya tarihinde ilk kez ölenlerin sayısı doğanların sayısını geçti. Rusların
nüfusu korkunç bir hızla düşüyor. Bizi, kelimenin tam anlamıyla yok
ediyorlar. Bir yandan bunu yaparken Lenin ve Stalin’i kötüleyerek onların
kurduğu ülkeyi unutturmaya çalışıyorlar.
V. Kozhemiako. Doğru. Yeni kuşaklar bir zamanlar herkese ücretsiz
eğitim ve sağlık hizmetleri, ücretsiz barınma hakkı ve bugünkü gençlerin
hayal bile edemeyeceği daha pek çok şeyin verildiğini artık bilmiyorlar.
Bilim ve kültür alanındaki başarılarımız unutturulmak isteniyor.
A. Zinovyev. Bunu pek çok kez söyledim ve tekrarlamaktan
yorulmayacağım: Sovyet dönemi Rus tarihinin doruğudur. Sovyet sisteminin
yerine gelecek olan sistemin bizi çok ama çok geriye götüreceği açıktı. Rus
halkının ölümüne doğru giden bir süreç bu. Şu anda bu sürecin içerisindeyiz.
RUS HALKINI KURTARDI
V. Kozhemiako. O halde bugün Rusları sevmiyor diye gösterilmeye
çalışılan Lenin aslında Rus halkını ve Rusya’yı kurtarmıştı diyebilir miyiz?
A. Zinovyev. Kesinlikle. Ama buna bir şey daha eklemek istiyorum.
Dünyada olmuş ve olmakta olan her şeyi sistemler arası bir savaşa
bağlayamayız.
Ülkemize karşı bir savaş başlatan Batı için Komünizm sadece bir bahaneydi.
Ekim devrimi ve Sovyetler Birliği olmasaydı, Rusya’da Sovyet devleti
kurulmasaydı Batı ülkeleri çoktan ülkemizi işgal etmişti.
V. Kozhemiako. Başka deyişle Lenin’in Sovyet devleti için verdiği
savaş aynı zamanda Rusya için de verilen bir savaştı.
A. Zinovyev. Sovyet sisteminin Çar İmparatorluğu içinde yaşayan
halkları ve özellikle de Rus halkını kurtardığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Lenin’in yönetiminde Sovyet devleti kurulmamış olsaydı şimdi çoktan bir
sömürgeydik ve pek çok parçaya ayrılmıştık.
V. Kozhemiako. Zaten 1991’den beri de parçalanmaya doğru gidiyoruz.
Olaylar bunu doğruluyor...
A. Zinovyev. Sovyet sistemini yok etme eğilimi şimdi de sürüyor.
Bir noktayı daha vurgulamak isterim: Gerçekleştirdiğimiz toplumsal
ilerlemeler Batı tarafından taklit edildi. Şöyle yazmıştım: “Batılılar
Rusya’nın elli yıl içerisinde bu kadar ilerlemesini içlerine sindiremediler.”
Ülkemizdeki ilerlemeleri yok etme istekleri biraz da buradan
kaynaklanıyor.
Lenin’in itibarının geri iade edilmesinden bahsediyorsunuz. Bunu asla
yapmayacaklar. Bütün kazanımlarımızı elimizden alıyor, bir de bunu bir
başarı olarak gösteriyorlar. Lenin’i tarihten silmek istiyorlar. Zavallı
biri olduğu için değil. Tersine, büyük biri olduğu için.
Bir taraftan Lenin ve Stalin’i tarihten silmeye çalışırken Gorbaçov, Yeltsin
ve onların izinden giden güruhu göklere çıkarıyorlar. Yeltsin’in yerel
komite sekreteri olarak Komünist Partisi oturumunda yaptığı konuşma hala
gözümün önünde: Merkez Komite’nin ve Leonid İlyiç Brejnev’in önünde
görevimi layığıyla yerine getireceğime... Daha sonra aynı kişiyi ABD
Kongresinde şunları söylerken görüyoruz: Komünizm canavarının bir daha
ortaya çıkmasına izin vermeyeceğimize dair size yemin ediyorum.
Nedir bu böyle? Bunlar nasıl insanlar? Gorbaçov daha işin başından beri
Sovyet sistemini yok etmeyi amaç edindiğini açık açık itiraf ediyor.[1] En
güçlü yabancı gizli servisler bile Komsomol çıkışlı bu hain kariyeristi,
hayatının tek amacı yüksek bir mevkie gelmek olan böyle bir adamı ülkenin
başına getiremezdi.
Bunu hayal bile edemezlerdi. Soğuk savaş nasıl başladı? Amaç neydi?
Sovyetler Birliği’nin Avrupa’daki etkisini sınırlamak. Sınırlamak! [2] Ancak Gorbaçov başa geldiğinde Sovyetler Birliği’ni yıkmaktan söz etmeye
başladılar...
LENİN VE STALİN’DEN YELTSİN VE PUTİN’E...
V. Kozhemiako. Ülkenin Lenin tarafından çizilen yolun dışına çıkması ve
bunun doğurduğu sonuçları görmek çok acı verici.
A. Zinovyev.
En kötüsü de Lenin ve Stalin gibi insanlığın yetiştirdiği en büyük
insanların çabalarıyla kurulan bu toplumsal sistemin yok olmasıyla Rusya’nın
bu gezegende hayatta kalma, kendini savunma, tarihinin onurunu savunma gibi
konularda düştüğü aciz durum. Batı dünyası hep bunu yapmak istemişti. Her
zaman bunu istedi, Sovyetler Birliği kurulduğundan beri...
Ülkenin en büyük insanlarına karşı bir suç işlendi. İktidar bu suçu işlemeye
devam ediyor; kendilerine aydın diyenler de buna destek veriyor.
V. Kozhemiako. Bunun sistematik, bilerek yönlendirilen bir hal
aldığını söyleyebiliriz.
A. Zinovyev. Özel mülkiyetin, karşı-devrimin ipini kopardığını
görüyoruz. Rönesans’tan bu yana görülen en büyük gericilik dönemi bu; sadece
Sovyet ülkelerinde değil, bütün dünyada. Dünyayı Ortaçağ karanlığına
götürüyorlar. Her yerde şiddet var. ABD’nin bu kuralı tüm dünyaya dayatması
da çok korkunç bir durum. Ona eşit güçte karşı koyabilecek tek ülke
Sovyetler Birliği’ydi. Bunu dikkate alın. Şimdi istedikleri gibi at
koşturuyorlar.
Son yıllarda Lenin’in ülkesinde nelerin ortadan yittiğini anlatmaya devam
etsek sabaha kadar bitiremeyiz. Ama bir şeyi daha eklemek istiyorum.
Sovyetler Birliği döneminde, Lenin’le başlayan ve Stalin döneminde daha
güçlü biçimde devam eden bir şey vardı: daha güzel bir gelecek yaratma
isteği. Ne yaparsak yapalım, bunu son derece doğal olan bir dinamizmle
yapıyorduk.
Yaptığımız iş ne kadar güç olursa olsun kendimizi büyük bir çabanın bir
parçası olarak görüyorduk.
V. Kozhemiako. Tarihsel bir misyona katılır gibi...
A. Zinovyev. Destansı bir eyleme katılır gibi. Şimdi tüm bunlar sona
erdi. Artık kendimizi tarihin bir parçası gibi hissetmiyoruz. Halbuki tüm
ülkeyi saran, en önemli görevleri yerine getirenlerden en basit işleri
yapanlara kadar herkesin hissettiği bir kaynaşma ve hedefe kilitlenme
duygusu vardı. Herkes tek bir vücut olmuştu adeta.
Artık tüm bunlar yok oldu. Ne kaldı elimizde? Ahlaki ve ideolojik olarak
tamamen çökmüş bir ülke. Çürüme. İnsanların nasıl yaşadığına bir bakın,
herkes oradan oraya savruluyor. Ne için yaşıyorlar? Ülkenin geleceğine
ilişkin ne düşünüyorlar? Hayır, böyle bir kaygısı olan kimse yok.
Peki ne haldeyiz? Nüfusun üretim düzeyi inanılmaz biçimde düştü. Sovyetler
Birliği dönemindeki nüfusun yapısına bakalım: toplumun en az yüzde sekseni
topluma yararlı işlerde çalışıyordu: işçiler, köylüler, mühendisler,
teknisyenler, doktorlar, öğretmenler, bilim adamları, devlet görevlileri vs.
Yüzde seksen! Geriye kalan yüzde yirmilik kesim ise kesinlikle sosyal
parazit değillerdi, sadece görece daha az yararlı işler yapıyorlardı.
Ya şimdi? Bu oran tersine döndü. Rusya nüfusunu oluşturan unsurlara bir
bakalım. Bürokrat kesimi ikiye katlandı!
Lokantalar, envai çeşit mal satan dükkânlar, kumarhaneler ve parazit dolu
bir sürü mekan. Bunun iyi bir şey olduğunu sananlar var. Ama gençliğimizin
en üretken olması gereken kesimi buralarda sürünüyor. Başka hiçbir şey yok
akıllarında. Ahlaki ve entelektüel düzeyleri dibe vurmuş. Kim bilir kaç kişi
mafyaların içinde faaliyet gösteriyordur?
Uyuşturucu bağımlılığı ve alkolizm skandal denecek bir düzeyde. İşte bu
durumdayız.
V. Kozhemiako. Üretim de büyük oranda geriledi.
A. Zinovyev. Üretim, bilim, kültür... Onlarca buluş yapmış, binlerce
bilimsel makalesi yayınlanmış bir üniversite hocası herhangi bir özel şirket
yöneticisinden çok daha az maaş alıyor. Tüm değerlerin altüst olduğu bir
dönemde yaşıyoruz.
V. Kozhemiako. Lenin’in ülkesi yıkıldıktan sonra elimizde bunlar
kaldı.
A. Zinovyev. Bu hale düşmüş bir toplum Lenin’e ihtiyaç duymaz, bu
gayet doğal. Bugün medyanın güttüğü koyun sürüleri var. Televizyonda bütün
gün bir şeylerin sahtesi üretiliyor.
Ben buna “yaşamın teatral düzeyde taklidi” diyorum. Ya da başkalarının
deyişiyle: sanal. Televizyon varoluşun temellerini önce parçalara ayırıyor,
sonra bunları yanlış biçimde monte ediyor.
Her yerde televizyonun kirliliği, her yerde gösteriş. Sovyetler Birliği’nde
gösteriş eleştirilirdi... Şimdi durum eskisine göre bin kat daha kötü.
Bu sivil ve toplumsal sorumsuzluk tüm yöneticilerimizi, toplumun tüm
kesimlerini sarmış durumda. Sovyetler Birliği’nin büyük insanlarına bu kadar
hakaret edilmesi tesadüf değil. Özellikle de Lenin’e.
DEV VE CÜCE
V. Kozhemiako. Gerçekten de politikacılarımızın Lenin’e hakaret etmek,
onunla alay etmek için en küçük bir fırsatı bile kaçırmamaları insanda
nefret uyandırıyor. Lenin’in kıyafetleriyle alay etmekten tutun, sözlerini
bağlamından koparıp çarpıtmaya kadar her şeyi yapıyorlar. Örneğin Putin
geçenlerde televizyonda halka hitap ederken Lenin’in Ruslar için “kötü
işçiler” dediğini iddia etti. Lenin’in bu sözleri, “Sovyet İktidarının Acil
Görevleri” yazısından aktarılmıştır; halbuki bu yazıda Lenin çalışmanın
örgütlenmesi işini daha iyi yapmanın zorunlu olduğundan bahsediyordu.
Hükümetin her fırsatta Lenin ve Stalin’e saldıran üyelerinden söz etmeye
bile gerek yok.
A. Zinovyev. Bu kişilerin Lenin ve Stalin’e bu kadar yüklenmelerinin
nedeni kendilerini yükseltmeye çalışmalarıdır. Lenin bir devdir, onlar ise
bir cüce sürüsüdür. Sadece yok etmeyi bilirler. Söylediğiniz şeyleri
yapmalarının nedeni kendi küçüklüklerini saklamaya çalışmalarıdır.
İki yol var: daha iyi bir şey yapmak, ki bunu bizden önce yaşayanlar
yapmışlardı. Ya da yapılanları küçümsemek. Yapılanları ve bizden önce
gelenleri küçümsersek büyük insanlar olacağımızı sanıyoruz. Bu yolu seçen
pek çok kişi var.
Ama tarihin yargısından kaçamayacaklar. Lenin’in büyük hizmetleri, kişiliği,
Rusya’ya ve dünyaya verdikleri yalanlarla saklanamayacaktır.
notlar
[1] bkz.
Gorbaçov: İtiraf Etmiş Bir Hain
[2] bkz.
Ernie Trory, “Soğuk Savaşın Kökenleri”
- Stalin
Arşivi - |